Hayatın Ritmini Bilgi ile Duyalım...

Blogcu'ya Veda

6/12/2007 ·


Ben de taşındım artık,eski yazılarımı burada barındırmaya devam edeceğim.
Yeni yazılarım için yeni adresimi not alabilir, bağlantılarınızdaki adresimi
(
http://isitmekaybi.blogspot.com ) olarak değiştirebilirsiniz...

Sevgiyle,
Delfina




Yorum (5) Yorum yaz!

Dr.Oetker'in Faydaları

2/12/2007 ·


*Tatlı krizinize en pratik çözüm...
*Pastalara ...

Yazının devamı >>>>>




Öğretmenler...Yeni Nesil Sizin Eseriniz Olacaktır...

24/11/2007 ·


İlk öğretmenim , Özgül öğretmenim'i hasretle ve özlemle anıyorum...Hayatımda çok ama çok büyük yeri var onun..Benim gibi şanslı olan milyonlarca öğrenciyi yetiştiren iyi kalpli,öğretmenliği hakkı ile yapabilen tüm öğretmenlerin ellerinden öpüyorum.

Oğlum'un Başöğretmen Atatürk için yazdığı şiir ile hepinizi duygu seline bırakıyorum...



Ata'm

1881'in yıldızı Türkiye'nin Kahramanı...
Ata'm , bilmem rahat mısın o kuru toprakta?
Bilmem,üzülür müsün bu günleri göremediğin için...

Ama Ata'm üzülme...
Biz sana ,
senin mükemmel diyebileceğin kadar bir Türk vatanı olduğumuzu göstereceğiz.
Ata'm , bilmem sıkılır mısın o kuru toprakta?

Ey şanı büyük Destanı Büyük Ata'm...
Üzülme...
Bu Türk Ulusu seni asla unutmayacak.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!


Yorum (4) Yorum yaz!

Bloglarda Hüzün var Bugün...

23/11/2007 ·



Ölümün soğuk nefesini hissediyoruz bugün hepimiz...İçten,sıcak ve dostcanlısı bir insanı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz...

Son yazdığın yazı ile bizlere veda edeceğini bilemezdik Esra..Bencillik edip ilgilenmedk seninle...Sürekli arayıp sormamız lazımdı..

Affet bizi...

O uzak diyarda sevenin çoktu eminim,inan ki görmeden seni seven blog dostların da o kadar çok ki...Mekanın cennet olsun güzel insan....




Yorum (3) Yorum yaz!

Gökyüzü Süprizi

21/10/2007 ·


Dün hava çok güzeldi...
Balkonda çay içip,kurabiye atıştıracak kadar güzeldi...

Ama ben diyetteyim :) kurabiye yemek yerine harekete geçtim,çamaşırları astım...
Güzelim maviliği seyrederken ne göreyim,amanııınnn kocaman beyaz birşey...

Son zamanlarda adını hep duyduğum,
resimlerine anlam veremediğim,
meğer çok ii bir sektör olan Rüzgar Enerjisinin ürünü dev rüzgar gülüymüş..


Balkonumdaki iki adet şeker mi şeker rüzgar gülüm minicik kaldı yaa :(

 

 

İşte Rüzgar! Senin gibi ben de deliyim.
Islıklarım senin gibi inlemelidir,
Herkes beni ürpererek dinlemelidir.
Rüzgar! Sana, yalnız sana benzemeliyim.'

Sabahattin Âli


 





Yorum (6) Yorum yaz!

e2 'ye kalbî teşekkürler...

13/10/2007 ·


herkese heyyy diye seslendim de seslendiimm...
bir işe yarayacağını biliyordum ama amaaa
ilk duyarlılığı
sevgili e2'nin göstereceğini hiç ummuyordum
çünkü
onlara ilk seslenişimin üzerinden 6 ay geçmek üzereydi...




bu akşam
The Ellen DeGeneres Show'un son 3 dakikasını yakalayabildim...
bir baktım ki,altyazılı..

gözlerime inanamadım...

yayın akışına bakıp 3-5 bölüm izleyeceğim şu ellen'i...

dedikleri kadar şahane  bir talk show muymuş bakalım ? :)




Yorum (4) Yorum yaz!

Osman Hamdi Bey keyfiyeti

4/10/2007 ·

 

 

 

Güneş tüm parlaklığı ve sıcaklığı ile konağın avlusunu kavuruyordu.

 

Konaktaki küçük havuzlu çeşme başında şakıyan kuşlar,Osman Hamdi Bey'in

"Ethem bey,Ethem bey" diye seslenmesi ile uçup gittiler..

 

Belli ki ürkmüşlerdi...

 

Lagina'nın şanı Muğla civarında duyulması bile yeterliydi yerli halka..

Az ile , sadelik ile yetinmesini bilen bir halktı...

 

Osman Hamdi Bey'i bu şirin beldeye bağlayan bu içtenlikti...Koca konaktaki

kapısını kilitli tutmaz,herkesin rahatça gelmesi için kapıyı sonuna kadar açardı...

 

"Ethem Bey,atımı hazırlayınız,Lagina kazılarının olduğu yerde keşfettiğim

bir eser var..Onu görmeliyim ." der...

 

"Aman efendim bu sıcakta gidilir mi? " diye iç sıkıntısını anlatan

Ethem Bey'i dinlemez bile...

 

Atına binen bu yakışıklı beyefendi,Lagina antik kentine değil,kasaba içinde

gezintiye

çıkmıştır aslında...

 

Çapkınlıklarıyla ünlü oluşu,Lagina Halkı için önemli değildir.Sonuçta bu

adam taa uzak yerlerden gelmiştir,en güzeli ile davranmak onların görevidir...

 

Sümbül Hanım,tam o sırada İlyas Bey Camii'nin üst tarafındaki tatlı su çeşmesinde

kuyruktadır.Uzaktan birbirlerini gören bu aşıklar , için için sevinirler kendilerince...

 

Beyefendi çarşıda biraz turlar ve kızın yokuştan yukarı evlerine doğru gitmekte olduğunu görür.Öğlen sıcağında ortalık ıssız olduğundan konuşma imkanı  bulmuştur.

 

"Şahsım Zat-ı Alinize hayrandır,şimdiye dek görmediğim güzelliktesiniz.İzin verirseniz , en kısa zamanda babanız olan Cevdet Beyefendi ile görüşmek istiyorum."

 

Utangaç bir eda ile oradan heyecan ve kan~ter içinde hızla uzaklaşır Sümbül Hanım...

 

Aradan 2 gün geçer,Cevdet Bey'i kahvehanede bulur Osman Hamdi Bey...

 

"Cevdet Bey,konakta yardımcıya ihtiyacım olduğundan sizinle görüşmek istedim...Resim atelyesinde boyalar ve diğer malzemelerin temizliği ve düzeninde yardımcı olabilecek birini arıyorum.Çalışkanlığı ile kızınız Sümbül Hanım'ı tavsiye ettiler.Siz de münasip görürseniz,çalışmasına izin verir misiniz?

 

Şaşkınlıktan iyice heyecanlanan Cevdet Bey,o anda "tabii ki " der...

 

Yokluk ve sefalet içindeki yaşantılarının bir nebze de olsa değişeceğini düşünür...

 

® Delfina

 

Ertesi gün Sümbül Hanım konağa gelir...Konak büyüleyici olduğu kadar huzur doludur...Atelye girişinde onu tatlı bir süpriz beklemektedir...

 

Bir bakar ki,kendi resmi karşısındadır...Uzun uzun inceler tabloyu.Kalp çarpıntısı daha da hızlanır.O gün dünyanın en mutlu insanı olmasına rağmen , Yemenili kız ile ünlenen resimdeki Sümbül Hanım için ilerleyen günler pek de iç açıcı olmayacaktır...

 

® Sadettin Sarı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (10) Yorum yaz!

Fotoğraf tutkusu..

30/9/2007 ·

 


Yıl 1984..

Anne      -  Delfina,vitrindeki Ailece albümünü kap da gel kızım,resimlerimizi

                Gülser teyzene gösterelim...


Delfina   - Tamam anneciiim,hemen getiriyorum...


 



Yıl 2007

Delfina       - KingKong'cuuum , bilgisayarı aç da resimleri Sabahat Teyzene gösterelim...


KingKong    - Bana ne anne yaa,kendin açsana...

 

 




Not// Thanks all pictures from ; collective nouns  ; Silveroo ; shes ; true_colors ; awshots  ; robdog01 ; swansea ; dotsara  ; redhatmagazine


 




Yorum (5) Yorum yaz!

Ölesiye sevmek /Erdal Şafak

27/9/2007 ·

 

 

visit me...

® quizz

 

"Yakında 82 yaşına basacaksın. 6 santim daha kısaldın. Kilon da 45'e indi. Ama hep güzel, zarif ve çekicisin. 58 yıldır birlikte yaşıyoruz ve seni her zamankinden çok seviyorum. Göğüs çukurumda hep sadece teninden tenime geçen sıcaklığın doldurabildiği derin bir boşluk taşıyorum."


Bu satırlar çevreci felsefenin babası, büyük düşünür Andre Gorz'a ait. Geçen yıl yayınlanan ve eşi Dorine'e aşkını anlattığı "D'ye Mektup" kitabının giriş cümleleri.


Gerçek adı Gerard Horst olan, gazetecilik yaptığı yıllarda (Saygın "Le Nouvel Observateur" dergisinin iki kurucusundan biri) Michel Bosquet adını da kullanan Gorz ülkemizde de azçok tanınıyor. Onun kapitalist sistemi, iş yaşamını, küreselleşmeyi sorgulayan epey yapıtı Türkçe'ye çevrildi. "Elveda Proletarya", "Post Modernist Burjuva Liberalizmi", "Yaşadığımız Sefalet, Kurtuluş Çareleri", "İktisadi Aklın Eleştirisi", "Kapitalizm, Sosyalizm, Ekoloji" bunlardan birkaçı...

 

O yaşamı sorgulatan, böğürlere hançer gibi saplanan sorularıyla da ünlü: "Çalışanlardan kaçı kimliğini işinden bağımsız olarak tanımlayabilir?", "Çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz?"


84 yaşındaki Andre Gorz önceki gün eşiyle birlikte yıllar önce kapandığı köy evinde ölü bulundu. Yanında da Dorine'in cansız bedeni uzanıyordu. El ele yaşamlarına son vermişlerdi. son yolculuğa göz göze birlikte çıkmışlardı.

60 yıl süren mutluluk


Gorz, İngiliz kökenli olan Dorine'le 23 Ekim 1947'de Paris'te tanıştı. O anı "D'ye Mektup"ta "Soğuk bir geceydi. Dışarda lapa lapa kar yağıyordu. Seni dansa kaldırdım. Ve o güne kadar hiçbir kadınla iki saatten fazla kalamayan ben, o andan itibaren asla senden ayrı yaşayamayacağımı hissettim" diye anlatacaktı.


Asla ayrılmadı. Asla ayrılmadılar. İlk gecelerini kağıda şöyle dökecekti: "Acelemiz yoktu. Seni usul usul soydum. Ve hayal ile gerçeğin mucize buluşmasını keşfettim. Milo Venüs'ü canlanmıştı. Boynunun sedef parıltısı yüzünde ışıldıyordu. Hem dipdiri, hem de yumuşacık olan bu mucizeyi soluğumu tutarak uzun uzun seyrettim. Zevkin seninle alınan veya verilen birşey olmadığını anladım. O duygu ancak kendini vermek olabilirdi. Biz birbirimizi tümüyle birbirimize verdik."


1983'te Dorine kansere yakalandı. Gorz herşeyden elini eteğini çekti, yaşamını eşine adadı.

 

Her gece ona sarılarak uyudu. Her sabah onun kolları arasında uyandı. Köy evinin penceresinden süzülüp onları sevgiyle okşayan güneş ışınlarıyla gözlerini açtıklarında ona aşkla, inançla hep aynı cümleyi fısıldadı: "Bugün dünden de güzelsin..."

 

 

You Are The Sunshine Of My Life

® Bubba



El ele sonsuza geçmek


Ama Dorine'in hastalığı ilerliyordu. Onun mum gibi erimesi Gorz'u müthiş korkutuyor, panik uçurumlarına itiyordu. "Onsuz yaşayamam" diyordu son günlerde kendisini arayan tektük dostlarına. Yaşamadı. Onunla birlikte öldü. Zaten"D'ye Mektup"u şu cümlelerle noktalamıştı: "Birimiz diğerimizin ardından yaşamak istemiyoruz. Birbirimize sık sık 'Ölümden sonra ikinci bir yaşam varsa, onu da birlikte yaşayacağımızı' tekrarlıyoruz."


Onlar ölmediler. Sonsuza kadar birlikte olmanın sırrını buldular. Birlikte bir başka dünyanın kapısını açtılar ve geçip gittiler.


Onlar ölümün aşkı yenemeyeceğini gösterdiler.
Onlar "Sensiz yaşayamam" beylik sözünü, "Senden sonra yaşamayacağım" meydan okumasına dönüştürdüler.


Dünyanın en güzel aşk şiirinin (Elsa'nın Gözleri) ozanı Louis Aragon, "Mutlu aşk yoktur" der. Onlar mutlu aşk olabileceğini ve o aşkın mutlu bitebileceğini kanıtladılar.
Ölesiye sevmek bu olsa gerek...

 

 

® iz*source

 

 

ELSA'NIN GÖZLERİ  
Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım

Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın
Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.

 

 

Gönderen;Bahar


Yorum (2) Yorum yaz!

Günün enn sevindirik haberi...

19/9/2007 ·

 

Devin'in harika bir insan olduğunu blogundaki ilk yazılarını okur okumaz anlamıştım...Edicim,kanatsız meleğim dün Cerrahpaşa'da Devin ile tanışmış,çok güzel vakit geçirmişler.Tebrik ederim edicim bu güzel yüreğin için....

 

 

Devin_Eda.jpg

¢ Eda Suner

 

 

Devincim hepimiz senin gibi mücadeleci ve pozitif olabiliriz inşallah...Tekrar çok geçmiş olsun...

 

Eda'nın güller açan yazısı için ; Muhteşem Bir Haberim Var!

 

Sevgiler,

Delfina,

 

Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »