Hayatın Ritmini Bilgi ile Duyalım...

Connie Talbot ve Delfina

16/11/2007 · Kategori: Hayat

 

Paul Potts videolarını izlerken bir de baktım ki küçük şirin bir kız…

 

Connie Talbot şekeri…

 

 

Sesinin güzelliği bir yana, onu gördüğümde beni en çok mutlu eden şey; bu küçük şirin kızın Delfina’nın küçüklüğü ile tıpatıp olmasıydı…

 

Saçları,gülümsemesi nasıl da benziyordu bana…

 

Güleç insanların bu kadar sevilmesi, gülerken etrafa yaydıkları pozitif enerjiden…

 

Connie Talbot sen hep mutlu kal,Delfina gibi..

 

Tamam mı?

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Narı nasıl temizlesem?

13/11/2007 · Kategori: Teknik Konular



Çok eskiden,hani herşeyin çok masum ve güzel olduğu yıllarda büyüklerimiz bizi çok güzel beslerdi.Herşeyin doğal ve lezzetli olanını bulmak çok kolaydı.Bunun için ovaya,bağa veya bahçeye gitmemiz yeterliydi...


Anneannem,bahçesinden narları toplar,akşamları mutlaka birer kase yedirirdi bize.Nasıl lezzetliydi,ekşi sevene ekşi nar,tatlı sevene tatlı nar...


Ondan öğrendiğim ve Ege'de özellikle Muğla'da çok bilinen nar temizleme yöntemini ,küçcük kuzumun çektiği video ile sizlere göstermek istiyorum....Artık nar temizlemek ne kolaymış deyip,her akşam bizim gibi nar keyfi yapabilirsiniz...


Afiyetle,

 

 

 


Kalıcı Bağlantı Yorum (14) Yorum yaz!

Odyometrist neyi ölçer ?

11/11/2007 · Kategori: isitme


Yıl 1984...

Delfina artık çok mutludur...Almanya'dan kesin dönüş yapan ailesiyledir her an...Küçük kız kardeşinin mamasını yedirmenin,erkek kardeşlerine ablalık yapmanın,annesinin dizinin dibinde olmanın tadını çıkarmaktadır.Babası evi yeniden restore ederken alçı ve sıvalarla oynayarak babasına yakın olmanın mutluluğu onu daha güleç yapmıştır artık...Gurbet acısı geçmiştir artık kalbinde...

Yerleşme işleri biter bitmez babasıyla İzmir Buca SSK hastanesine giderler.Almanya'da 5 yıl boyunca düzenli olarak odyo testleri yaptırdığı için endişeli de değildir.Alman odyometrist her seferinde hediyeler verir,gönlünü alır Delfina'nın "Çok başarılıydın yine Delfina,al bakalım sana oyuncak şırınga"   Onlardan almayı sevdiği hediyelerden biri şırınga,diğeri çikolataydı...


Kayıtlarını yaptırıp KBB dr.un yönlendirmesiyle Odyo bölümünün kapısını tıklattılar.Delfina hemen gülümsedi uzun ve sarı saçlı hemşireye...Babasını içeriye almadı,"dışarıda bekler misiniz lütfen beyefendi" demişti kadın...


İşte canı sıkıldı kızın...

Oysa babası da yanında olsa daha mutlu olacaktı,ama kadın da haklı ya,nereden bilecekti daha 15 gün öncesine kadar gurbet kuşu olduğunu...

Neyse,delfina'yı kabine oturttu hızlı bir şekilde kulaklıkları taktı ,kapıyı da çaat diye çarpıp geçti karşısına..."ses gelince var de,ses duymazsan yok diyeceksin,tamam mı..." dedi küçük kıza,o da "peki" dedi ürkek bir tonla..3-5 denemeden sonra sesleri iyi algılayamadı delfina..."yok" ları çoğalınca nedense kadın da sinirlendi, "ses gelince "var" diyeceksin demiştim sana" ama gelmiyor ki "dediyse de inandıramadı delfina...


Boncuk boncuk terledi,iyice daraldı karanlık,sıkıcı kabinde...Almanya'da böyle değildi oysa,geniş bir odada yapılan test, sonuçları almaya yeterli geliyordu...

Test biter bitmez kadına bile bakmadan kapıya koşup babasına sarıldı...Ağladı,ağladı...Noldu kızım dedi babası, "hemşire çok bağırdı bana babacım " dedi..."dur sen bekle burada,hemen geliyorum ben" demesiyle,"gitme ne olur baba,gitme" diyerek vazgeçirdi babasını..


Ne yazık ki o günden sonra gittiği bütün odyometristler kaba ve ilgisiz davranmışlardı.Sebebini hep kendisinde aramış,nerede kızdırdım ben bayanları diye sorgulamıştı hep...

Ama şimdi herşey çok farklı...Son 15 yılda öyle güzel gelişmeler oldu ki Türkiye Sağlık sektöründe,asık suratlı ve dünyadan bezmiş sağlık mensubu gitti onun yerine kanatsız melekler geldi...

Geçtiğimiz ay oğluna yeni bir cihaz almak için Starkey'e gittiklerinde saatlerce kaldılar orada.Odyometrist Ahmet Bey'in yardımseverliği ve güleryüzü sayesinde yeni aldıkları cihaza , oğlu orada ve hemen alışmıştı.

"İyi ki oğlum benim küçükken yaşadıklarımı yaşamıyor " diye söylendi kendi kendine...Odyometrist önce kendi kişiliğini ölçmeli+tartmalı ki İşitme Kayıplıların kaybını sağlıklı olarak ölçebilsinler...

Bütün güleryüzlü,ilgili,samimi,yardımsever,bilgili,kültürlü odyometristlere SELAM olsun...  

Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

Hayır demeyeceğinizi biliyordumm..İşte kahveniz../ Bölüm II

9/11/2007 · Kategori: Hayat


Arkadaşlar kavrulan kahve taneleri taş ,tahta veya metal havanlarda öğütülüyor ve öğütülmüş kahve  fincan içinde pişiriliyor..veee eğer İzmir’de Kızlar ağasında içiyorsanız yanına minik minik lokumda koyuyorlar..Şimdilerde damla sakızlısı da var...Oda enfes..Kahvenin özelliği koyu kıvamlı olması ve ağır ağır fincan içinde piştiği içinde lezzetlinin diğerlerinden açık ara önde olması...

Şimdi başlıyorum...


Misafirlerimi tanıyorsunuz zaten..emektar Delfinacığım ve vefasız Wise bey....


Kendisi siteye uğramaz olduğu gibi (ne yazı ne yorum) hatrımızı da sormaz  oldu..Kendisi kayıp!!!!.Bende dedim ki bir kahvenin kırk yıl hatırı varmış..Güzel bir kahve yapayım kendilerini davet edip şöyle bir iç dökeyim:))


Ama önce size kahveyi anlatıp wise bey ve delfina ile sohbetimizi de yarın aktarayım istedim...

Yapılışı:

Kişi adetince cezveye fincan ile su koyuyoruz..

Şekeri isteği göre ayarlıyoruz. (az şekerli için yarım çay kaşığı, orta şekerli 1 kaşık, çok şekerli için 1.5 kaşık şeker veya şekersiz)

Bol köpüklü olması için kısık ateşte ilk karıştırmadan sonra ellemeden sabırla pişirmeniz gerekli...

Kişi adetince tepeleme 1,5 çay kaşığı kahve konur..

suyumuz,şekerimiz ve kahvemizi bir güzel karıştırdıktan sonra kısık ateşte bekliyoruz..

Öyle 5 dk pişsin diye altını açmak yok..

Kahve işi keyif işi..15 dk bekleyeceğiz..

Kahve kabarmaya başlayınca kaynamasına müsaade etmeden ateşten çekiyor ve bu işlemi 2 -3 kez tekrarlıyoruz.


Birden fazla fincan varsa hepsi yarısına kadar doldurup köpükleri paylaştırıyoruz..

Kalan kahveyi de cezvede bir kez daha kaynattıktan sonra fincanların üstüne tamamlayıp en köpüklü olanı en önemli misafirinize ikram ediyor,köpüğü az kaçanı çaktırmadan kendinize ayırıyorsunuz:))


Kahveyi ikram ederken suyu ihmal etmiyoruz arkadaşlar..ama sanıldığı gibi su kahveden sonra değil önce içiliyor..Kahveyi sevenler bilirler.... Su  kahvenin tadına daha iyi varabilmek için önceden içilir.. Ağızdaki diğer tatlar yok edilsin istenir...

Afiyet olsun demeden önce arkadaşlar önemli bir kısım daha var nasıl içeceğiniz:)

Şöyle rahatça arkanıza yaslanacaksınız...Höpürdeterek bir yudum alıp ohhh diyeceksiniz..Adetten arkadaşlar..ben uydurmuyorum..sonra şöyle ağzınızı büzüp açıp dilinizi şaplatıp lezzetini aldığınızı hissettireceksiniz...

E sonrada Bahar’cığımızın eline sağlık deyip onore etmeyi ihmal etmeyeceksiniz!!..:)

Afiyet olsun dileklerimle,

Sevgiler,

Bahar’cığınız









Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Bizimle "dibek kahvesi" içmeye ne dersiniz?? / Bölüm I

8/11/2007 · Kategori: Hayat

  (Konuk Yazarımız Bahar Hn.dan )


Sizlere kahve yapmasını öğreteceğim arkadaşlar...:)


Aaa öyle hafife almayın..Onu da yapmakta ne var demeyin..


Bu kek gibi bişi..Tatlı yapmaya başlayan genç kızlara ilk kek yapması öğretilir.Aynı hamur,aynı tarif hiç kimse bir diğerinin kekini tutturamaz..Mesela bendenizin elinde onlarca çeşit kek tarifi olmasına rağmen şöyle çok kabarık bir kek yapabilmişliğim yoktur..Tadı her zaman güzeldir..gerçekten...hatta süper olduğunu düşünenler bile var...Kabarma meselesini de fırına kabahat buluyoruz oluyo bitiyo..


Şimdi bizim kahvelerde tutmazsa hemencik kahveyi suçlar kesin bayattı deriz olur biter:)))


Neyse...


Malzemeler:




1-Kahve fincanı


Evinizdeki en güzel kahve fincanlarını çıkarıyorsunuz..


Benimkiler çiçekli..Ama isterseniz klasik takımlarım falan da var..


Kahveyi nadiren içmeme rağmen 3 çeşit fincan takımım var..Bu da enteresan..


Kadınlar işte..Mutfak eşyalarına bayılırız :)


En güzel tepsimi de çıkarayım..İçine de annemim nadide dantelini sereyim..Danteli sevmem ama kabul edelim tepside ve  havlu kenarında güzel duruyor..:)


Hem bu özel yapım..Anneciğim bahar’cığı için ördü..Kurdelalı falan..Biliyo kızı farklı olsun ister:)


2-Su


Özellikle soğuk olmalı...


3-Şeker


Toz şeker tercihim:)



4-Cezve


Ama özellikle bakır olsun:)


Bu arada bakır cezvenin içi kalaylı olduğu için tahta veya plastik kaşık kullanmalısınız...

Metal kaşık içine zarar veriyor ve mazallah zehirleyebiliyor..

Aman canım şimdi tahta çay kaşığını nereden bulalım diyorsanız benim

gibi dikkatli dikkatli karıştırın arkadaşlar:)


5-veeeeeeee kahve.

Bilmeyenleri “dibek kahve” ile tanıştıracağım...


Ne zaman mı?


Yarın....



Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

İşitme Kayıplı Çocuk Sahibi Olmak

8/11/2007 · Kategori: isitme

® robyngeering



İlk işitme cihazımı kullanmaya başladığımda ilkokul 5.sınıfa gidiyordum…Okula gittiğimde yaşadığım mutluluk görülmeye değerdi.Matematik dersi başlamak üzere,Mustafa öğretmen de geldi,hepimiz ayaktayız…

 

“Öğretmenim,bakın ne aldık” diye hemen cihazı gösterdim sıramdan…Gülümsedi,evet manasında başını salladı…Nasıl da güven ve cesaret vermişti bakışı…

 

Normal okullarda,normal öğrencilerle okuyup başarılı olmamın en büyük etkisi ailemdi…Daha sonra öğretmenlerim ve arkadaşlarım…Çok ama çok şanslı bir öğrenciydim,bu şansın sadece işitme kaybı yaşayan öğrencilerin değil bütün herkesin yaşamasını diliyorum…

 

 

“Ebeveynler gerçekten dikkat çeken cesaret ve sabır örnekleri

gösterebilmektedirler.Onlar çocuklarının işitme yeteneğini

yitirme gerçeği ile karşı karşıya kaldıklarında bir şeyler

yapabilme çabası içine girerler. Çocuk,işitme cihazını

takmaya başladıktan sonra,uzun ve meydan okuyucu bir

yolda ilk adımı atmışlardır” *

 

İşitme cihazına çok çabuk alışmıştım,uzun zamandır beklediğim bir cihaz da değildi,olsa da olur olmasa da olurdu bana göre..Ailem’in yanımda olması ve kendi azmim sayesinde seslere alışmam kolay oldu.Bu sorunu yaşayan ailelerin yapacağı en etkili şey;eğer çocuk ileri derece işitme kaybı yaşamıyorsa işitme engelliler okuluna vermemeleri gerektiğidir.

 

Eğer çocuk sevgiyi yaşıyorsa,hayatı göğüsleyebilecek cesarete de kavuşmuştur.

 

“Sevgi,çocuğa hissettirilmeli ve çocuk sevgi ile beslenmelidir.”*


® jacii

 

 

* Mesude Atay




 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Show ister misiniz?

31/10/2007 · Kategori: Hayat


Resmi ilk gördüğümde inanamadım,photoshop mu değil mi diye defalarca baktım...

 

Bu nasıl meslek aşkıdır böyle anlayamadım...

Dizlerimin bağı çözüldü ekran başında...

Gelin seyredelim bir daha;


 

900 metre yükseklikten..

Sol eline kıstırdığı malzemelerle atlıyor

ve atladı...

 

             ® Hans van de Vorst's

 

 

 

 

 


Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

Seveceğiniz bir program önerisi...

31/10/2007 · Kategori: Teknik Konular

 

Resim düzenlemek,içine yazılar yazıp kelebekler kondurmak sizin de hoşunuza gidiyorsa,

kolaylıkla öğrenebileceğiniz , her resim için mutlaka düzenleme gereği hissedeceğiniz

güzel bir program öneriyorum size...

 

Photoscape.org 'dan ücretsiz download edebilir,help kısmındaki videolardan

nasıl kullanabileceğinizi öğrenebilirsiniz...

 

Not; Photoshop,dreamweaver,flash gibi programları ustalıkla kullananlara şapka çıkarıyorum...

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

İşitme Kayıplılar ve Meslek Seçimi

29/10/2007 · Kategori: isitme


İnsan hayatının büyük bir kısmı, kendisine iletilen soruları yanıtlamakla geçer...

Bazen mantıklı,bazen gelişigüzel yanıtlar...

"En çok anneni mi,babanı mı seviyorsun?"

Bizim nesil ya annesini ya da babasını çok seven nesildi.

Şimdikiler harika;

"Her ikisini de çok seviyoruuuumm" diyorlar..

Çocukları bunaltmaktan hoşlandığımız sorulardan biri de;

"Büyüyünce ne olacaksın" sorusu..

"Doktor olacağım tabii ki,
Bilgisayar mühendisi olacağım tabii ki..."

Ne yazık ki her nesilde yanıtlar aynı süregelmekte...İçinden biri çıkıp da

ben yazar olacağım,ressam olacağım,basketçi olacağım demez...

Oysa meslek seçimi sancılı bir süreçtir.İnsan birşeye karar verdiyse hayatını da o yönde ilerletmeye başlar.Yüzlerce meslek dalının bulunduğu ülkemizde seçilen branşlar genelde yeteneğe ve başarıya göre değil de,aile ısrarına ve kişisel

faktörlere dayanır...

Hangi mesleği yapacağımız kararını verdiğimiz yıllarda en çok kardeşime

takmıştım kafayı..O da işitme kayıplıydı ve ne iş yapabilirdi?

"Uçak pilotu olsa,şoförler kadar riskli olmaz,yanlış durakta indirme riski

olmaz ama ya kulenin dediğini yanlış anlar da Paris'e ineceğine

Amsterdam'a inerse..."

"Öğretmen olsa, nasıl olur acaba?Yok yok olamaz öğretmen,öğrencilerin sorularını kemm kümm diye geçiştiremez"

diye binlerce mesleği sorgularken babam ona çok güzel bir yol açtı..O yolda güvenle ve başarıyla ilerledi.Mobilya&Dekorasyon bölümünü başarıyla tamamlayarak,severek yapacağı bir işe kavuştu.

 

HDR The Nature Cycle


Kendim için çok kafa yormadım,küçükken en çok hostes olmak isterdim...Lise yıllarında Endüstri Ürünleri Tasarımcısı olmayı çok istedim...Hepsinde de şansımı denedim ve yol bana da açıldı o zamanlar...Dosyalar arasında kaybolabileceğim,çok yoğun çalışabileceğim bir işti istediğim,bankacılıkta bunu fazlasıyla tattım...

Birşeyin gerçekleşmesini istiyorsanız,isteyin ve inanın...

 

Kayıplı olun ya da olmayın,meslek konusunda neyi istediğinizi iyi düşünün..

 

Pastacı olup harikalar yaratabilirsiniz,futbolcu olup daha iyi bir kazanç elde edebilirsiniz,fotoğrafçı olup kimsenin görmediği bir bakış açısıyla resmi mucizeye çevirebilirsiniz,bahçıvan olup toprakla haşır neşir olmanın verdiği dinginliği yakalayabilirsiniz...

 

İnsanların etkisinde kalmayın,yetenekleriniz ve ilginiz doğrultusunda geliştirin kendinizi...

Zaten kendinize bir yol belirlemiş iseniz gerisi çorap söküğü gibi gelir...


 

HDR Purple Vision

® roger_taylor_85




Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Fis~kosss :)

25/10/2007 · Kategori: Teknik Konular

Gossip
®farfarm


aman da aman..Türk milleti olarak ne çok severiz fis~kos olaylarını...

bazı şeyler çabuk yayılır,bazı şeyler saman altı olur :)

bazen alakasız şeylerin trendi yükselir fiskos sayesinde,bazen de tüm çabalar+uğraşlar yerle bir olur...

gossip
® solecism

son haftalarda etrafta blogcu.com ile ilgili çok fazla fis~kos dolaşıyor...o kadar çok kii,yorum yazıp susturmaya çalışsam yetişemeyeceğim hiçbirine...

ben de buradan yazayım , ahali duysun istedim...

biliyorsunuz blogcu.com çok ama çok sağlam ellerde... nokta; bünyesindeki akıllı ve zeki gençlerin,çok eskilere dayanmayan fakat köklü ve sağlam altyapısı ile bizlere güven veriyor...

blogcu'ların son zamanlarda sabırla ve ısrarla blogcu.com da varlıklarını sürdürmeleri takdire değer...blogcu'nun dağılacağı/kapanacağı yönündeki haberlere hiç mi hiç aldanmayınız...çok sağlam kaynaklardan aldığım bilgiye göre,az zaman sonra bizleri büyük yenilikler ve güzellikler bekliyor...

ben buraya wordpress'den geçtim...diğer blog sağlayacılar hakkında da bilgim var,ne blogger ne wp, blogcu.com'dan asla ayrılmayın...

delfina demişti diyeceksiniz...

bekleyiniz...
az daha..


                                               ® koni



Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »