Hayatın Ritmini Bilgi ile Duyalım...

Helal değil....

23/10/2007 · Kategori: Oyku

 

 

 

Adamın biri, kötü yoldan kazandigi para ile bir inek almis. Sonra,
yaptiklarindan pisman olmus.

 

iyi bir sey yapmak için, inegi Haci Bektas Veli'nin dergahina bagislamak istemis.

O zamanlar dergahlar, asevi islevi de görüyormus.

 

Gitmis, Haci Bektas Veli'ye danismis Haci Bektas Veli, 'helal degil' diye bu

inegi geri çevirmis. Bunun üzerine, Mevlevi dergahina gitmis.


Mevlana, bu hediyeyi kabul etmis. Adam, daha önce Haci Bektas Veli'nin bu
inegi kabul etmedigini söylemis ve Mevlana'ya bunun sebebini sormus.


Mevlana, 'Biz bir karga isek Haci Bektas Veli bir $ahin gibidir. öyle her
le$e konmaz. O yüzden senin hediyeni biz kabul ederiz. Ama o kabul
etmeyebilir"  demis.

 

Adam üsenmemis, kalkmis Haci Bektas degahina gitmis.


Haci Bektas Veli'ye; Mevlana'nin, kurbani kabul ettigini söylemis ve 'Bunun
sebebini bir de siz açiklarmisiniz?' diye sormus.

 

Haci Bektas Veli'de söyle demis: 'Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise,

Mevlana'nin gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz

kirlenebilir. Ama onun gönlü kirlenmez. Onun için, hediyeyi kabul etmistir"

 

***

Birbirlerini yermeyen, kirmayan. Dostlarinin sözlerini iyiye yorumlayan, onu
yücelten. Nice güzel dostuklara kavusmak dilegiyle

 

***

Gönderen;Wise

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Sevgiyi yaşamak...

31/7/2007 · Kategori: Oyku

Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” diye.

 

“Bakın göstereyim” demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.  Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş  ve arkasından da “derviş kaşıkları” denilen bir metre boyunda kaşıklar.

 

Ermiş: “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz.” diye bir de şart koymuş.

 

“Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne?  Kaşıklar uzun geldiğinden  bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.  En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

 

Bunun üzerine,  “Şimdi...” demiş Ermiş, “Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.”

Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen  ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa.

“Buyurun” deyince her biri uzun boylu  kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine

uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve  şükrederek kalkmışlar sofradan.

 

“İşte!” demiş Ermiş, “Kim ki hayat sofrasında  yalnız kendini görür ve  doymayı düşünürse o aç kalacaktır.  Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın: Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman...”

 

Gönderen: Wise

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Güzel bir öykü...

21/3/2007 · Kategori: Oyku

Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarindayken bir trafik kazasi geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmiş. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nin ünlü bir Judo ustasına gidip yapilacak bir şeyin olup olmadığını sormuş.

 

Hoca: Getir çocuğu..bir bakalim, demiş.


Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına..

 

Hoca çocuğu süzmüş ve: Tamam demiş.. Yarın eşyalarını getir, çalışmalara basliyoruz.


Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve 'bu hareketi çalış' demiş.


Çocuk bir hafta aynı hareketi çalısmış.. Sonra hocasınin yanına gitmiş. Bu hareketi ögrendim baska hareket göstermeyecek misiniz? ' diye sormuş.


Hocanın cevabı: - Çalışmaya devam et, olmuş...


2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş..


Çocuk bu bir yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.


Hocanın yanına tekrar gitmiş: Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana baska hareket göstermeyecek misiniz?


- Sen aynı hareketi çalış oglum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..

2 yıl,3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş.


Bir gün hocası yanına gelip....'Hazir ol! ' demiş.. 'Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın! '..


Delikanlı şok olmuş.. Hem sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.

Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.

Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmis. Derken.. ikinci,üçüncü maç....çeyrek, yari final ve final...

Finalde Delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış.....

Tam bir üstat, delikanlı dayanamayıp hocasının yanına kosmuş..


'Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var.. Bu kadar bana yeter.. Bari çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim..'


- Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil.

Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç baslamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.! Yenmiş rakibini şampiyon olmuş.


Kupayı aldiktan sonra hocasının yanına koşmuş:


-Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?


-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.


Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardir. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.!

Bunu anlatan kişi bir de şunu ekledi:

'İnsanlarin eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarinda olmasin!!!...'

Yollayan: Wise

Kalıcı Bağlantı Yorum (11) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »